RSS Ekle

İşte insanlığın en büyük gizemi

27.03.2008

Hiç neden ağladığımızı, kulak kirinin ne için olduğunu, diğer insanların "duygularını" koklayıp koklayamacağımızı merak ettiniz mi? İki kulağımız arasındaki gizemli dünyada neler olduğunu Raymon Tallis açıklıyor...

EN KOMPLEKS YAPI; KAFA

Dünyadaki en kompleks yapılardan biri olan insan kafası, inanılmaz derecede hızlı gelişir. Sadece sekiz haftalıkken milyarlarca hücre çoktan beyin, göz, kulak, belirgin bir yüz, dil, ağız burun ve kafatasını oluşturur. Gelişimini tamamlayınca, kafatası oldukça sağlam bir yapıya dönüşür. 1997 yılında John Evans kafasının üzerinde tam 190 kilo ağırlığında 101 tane tuğla taşımayı başararak, kafatasının ne kadar sağlam olduğunu kanıtlamıştır. Ancak bu başarı sadece kafatasına ait değildir. Boyundaki kasların güçlü olması da bu işin başarılmasına yardımcı olur. Normal bir insan kafası 5 kilo civarında ağırlığa sahiptir. Yani vücut ağırlığımızın yaklaşık %8'ini oluşturur.

EN GİZEMLİ EYLEM; GÜLMEK

Nefes alma işinin büyük kısmı ciğerlerde gerçekleşir. Kafa sadece gerekli oksijenin vücuda girmesine yardımcı olan bir kapıdır. "Hava taşıma" işlevi gören bir yapı için fazla kompleks olan kimi eylemler de burada gerçekleştirilir. Hapşurmak ve konuşmak gibi. Bu eylemlerden en gizemlisi hiç kuşkusuz "gülmek"tir. İnsan davranışları içerisindeki en "aykırı" eylem olan gülme, kahkaha, kıkırdama, katılma gibi formlara bürünebilir. Bütün gülme çeşitleri kendi belirgin "imza"sına sahiptir. Bu "imza"lar kısa, sesli harf içeren notalardan oluşur ve saniyenin 10'da 1'inden uzun sürmez. Bu eylem, saniyenin beşte biri gibi sürelerde kendisini tekrar eder. Gülme belirli bir sesli harfle başladığında, onunla devam eder; "ha ha ha" diye gülebilirsiniz, "he he he" diye gülebilirsiniz, ama "ha he ha" diye gülemezsiniz...

GÜLME BULAŞICI

Gülmenin "bulaşıcı" olduğu 1962 yılında kanıtlanmış bir gerçektir. Tanzanya'daki yatılı okulda "kıkırdamaya" başlayan üç kızın sonu gelmeyen kahkahaları saatler sürünce okuldaki diğer 159 öğrenciye de bulaşır ve sonuç inanılmazdır; 16 gün süren kahkaha krizi. 16. günde okul yönetimi büyük bir hata yaparak okulu tatil eder ve "kıkırdayan" kızları evlerine gönderir. Böylece salgının tüm kasabalara yayılmasına yardımcı olur. 2 yıl süren salgında kimse ölmez ancak günlük yaşam büyük sekteye uğrar.

Normal şartlarda, insanlar yalnızken yanlarında birileri olduğu anlara kıyasla 30 kez daha sık gülerler.

NEDEN GÜLÜYORUZ

Peki neden gülüyoruz? Bilimadamları henüz bu soruya yanıt bulamasalar da, benzer bir konuda çözüme ulaşmış görünüyorlar: kendi kendimizi gıdıklayamamak. Kendi kendimizi gıdıklamak işe yaramıyor çünkü beyin, vücudun kendi hareketlerinden kaynaklanan hisleri bastırır, böylece kendisini gerçek işine odaklamış olur; dış dünyadan gelen beklenmedik uyaranlara karşı tetikte olmak...

KULAK KİRİ

Avrupa ve Afrika kökenli insanların kulak kiri (veya salgısı) ıslak ve bal rengine yakın bir kahverengiyken, binlerce yıl önce meydana gelen genetik değişim Asyalıların, Amerikan yerlilerinin ve Eskimoların (ki kökenleri aslen Asya'ya dayanır) kulak salgıları kuru ve gridir. Bu bilgiyi kullanarak, insanların kökenini araştırmak mümkündür. Örneğin Eskimoların, Asya kökenli oldukları bilgisine bu şekilde ulaşılabilir.

Rengi ne olursa olsun, bu karışımın bir çok faydası vardır. Çene hareketine bağlı olarak hareket eden kulak salgısı, kulak kanalındaki kiri ve tozu temizler. Aynı zamanda kulak kanalındaki derinin kurumasını ve kaşınmasını engeller. Bakteri ve mantarlara karşı koruma sağladığını da unutmayalım...

BURUN ÇOK ÖNEMLİ

Burunlarımız, hayatımızın çok önemli bir parçasıdır. Bizim düşündüğümüzden çok daha önemli bir parça...

Bilinçli olarak yapmasak da, burunlarımız sayesinde bir insanın duygularını, mesela korkuyu, memnuniyeti ve cinsellikle ilgili kimi durumlarını "koklayabiliriz". Bu konuda kadınlar erkeklere oranla daha başarılıdır. Yapılan araştırmalarda, kadınların, "mutlu" ve "üzgün" filmler izleyen insanların koltukaltlarından alınan koku örneklerini daha iyi ayırtedebildikleri ortaya çıkmıştır.

"Koklayabilme" becerimizi, burun boşluğunun ardındaki posta pulu büyüklüğündeki bir membrana borçluyuz. Posta pulu büyüklüğünde olsa da, içerisinde 10 milyon "alıcı" bulundurur. Ancak köpeklerde durum biraz daha farklıdır, 1 milyar kadar... Bu membran içerisindeki 1.000 farklı alıcı hücre tipi 10.000'den fazla kokuyu ayırt edebilmemizi sağlar.

ESNEMEK GÜLMEK KADAR BULAŞICI

Esnemek, gülmek kadar bulaşıcıdır. Henüz doğmamış bir bebek bile, 11. haftadan itibaren anne karnında esnemeye başlar. Doğduktan sonra, son nefesimizi verene dek ortalama 250.000 kez esneriz. Bu "çene esnetme egzersizi", aslen ciğerlerimizin çalışmasını düzenleyen koruyucu bir reflekstir. Ciğerlerimizde bulunan keseciklerin (karbon dioksit-oksijen dönüşümünün yapıldığı kesecikler) çökmesini önler. 

Yapılan araştırmalar, esneyen birisini gören insanların %50'sinin 5 dakika içerisinde aynı hareketi yaptığını ortaya koymuştur. Bu konuda birşeyler okumak bile sizi esnetebilir. Belki de çoktan esnediniz bile...

KONTROL EDEMEDİĞİMİZ ÖZELLİĞİMİZ: KIZARMAK

Kesinlikle kontrol edemediğimiz bir özelliğimiz "kızarmak"tır. Peki bu kırmızılık neden sadece yüzümüzle sınırlı? Örneğin utandığımızda neden sırtımız değil de, yüzümüz kızarır? Bu sorunun cevabı yüzümüzde bulunan kan damarlarında yatıyor. Bu damarlar vücudumuzun diğer bölgelerinde bulunanlara göre daha geniş, daha yoğun ve yüzeye daha yakındır.

Kimi insanların neden diğerlerine oranla daha çok kızardığı konusu ise gizliliğini korumaktadır. Zira deneysel koşullar altında insanların kızarmasını sağlamak oldukça zordur. Bu konuda yapılan bir araştırmaya genç kızlar dahil edilir. Ancak deney boyunca tek bir kızarma görülmez. Bunun üzerine yardımları için teşekkür edilip, deney sonlandırılır, kızlar "işe yaramaz" yanakları için özür dilerken bir anda kırmızıya bürünürler...

Kızarma konusunda olası bir açıklama, "korunma" amaçlı bir hareket olabileceği. Yani, başkaları yüzümüze vurmadan, suçlu olduğumuzu kabul etme durumu. Kimi araştırmalar gerçekten de bu açıklamayı destekliyor. Hata yapan kişinin yüzü kızardıysa, insanlar ona karşı daha anlayışlı yaklaşıyor...

DUYGUSAL TERLEME

Vücudumuzda koltukaltı, avuç içi ve ayak tabanı dışında "duygusal" terlemenin gerçekleştiği bir bölge daha var; alnımız.

Sıcaklığı düzenleyen ve derinin tamamında gerçekleşen sıcaklığa bağlı terlemeden farklı olarak, "duygusal" terleme korku, kızgınlık ve stres'ten kaynaklanan bir tepki. Nasıl işlediği tam olarak bilinmese de, "soğuk terler dökmek" deyimi durumu açıklamaya uygun düşüyor. Bir teoriye göre vücudu bu şekilde "soğutmak" daha fazla enerji tüketmeye yol açıyor. Korkutucu bir durumda ihtiyacımız olabilecek bir işlev. Tabi bu şekilde bir vücut tepkisi, seçeneklerimiz dömüşmek ya da savuşmak olduğunda uygun görünüyor. Ama korku içinde olduğumuz yere sabitlenmişken "ecel terleri" dökmek, duyulan utancın artmasından fazla bir işe yaramayacaktır.

10.000 YÜZ İFADESİ OLUŞTURABİLİYIORUZ

İnsan yüzünde bulunan 43 kas sayesinde 10.000'in üzerinde yüz ifadesi oluşturabiliyoruz. Bu ifadelerin 3.000 kadarı diğer insanlar için tanınabilir olsa da, 7 temel duygu, bütün kültürlerde yüzümüze aynı şekilde yansıyor; üzüntü, kızgınlık, şaşırmak, korku, keyif, tiksinme ve küçümseme. Bu ifadeleri öğrenmemiz gerekmiyor, doğuştan itibaren kullanabiliyoruz. Bu durum da, doğuştan kör insanların bile aynı yüz ifadelerini kullanabilmesini açıklıyor.

GÖRMEK VE İŞİTMEK

Atalarımız milyonlarca yıl önce ayaklarının üzerinde yürümeye başladıkları zaman, uzak mesafelerle ilgili iki büyük avantaja sahip oldular: görmek ve işitmek. Bu iki duyu, dokunma, tatma ve koklama duyularının ötesinde bir öneme sahip oldular, çünkü nesneleri tanımlamak için onlara yakın olmamız gerekmiyor. Bunun sonucu olarak da, günümüzde dış dünya hakkında toplayıp işlediğimiz bilgilerin %90'ını görme duyumuza borçluyuz.

Böylesine önem taşıdıklarını düşününce, onların kurumasını, enfekte olmasını, çizilmesini önlemek için gözyaşlarının olması mantıklı bir çözüm. Peki ya duygusal olduğumuz anlarda, çok üzgün ya da çok mutlu olunca akan yaşlar?

GÖZYAŞLARI İNSANIN DOĞASINDAN GELİYOR

Bu gözyaşları insanoğlunun doğasından geliyor, ama sebep ve sonuçları ile ilgili çok az bilgiye sahibiz. Kimi araştırmacılar "duygusal" gözyaşlarının içeriğinin, normal gözyaşlarına göre daha zengin olduğunu -manganez ve protein açısından- söylüyor. Fakat bu söyleme dayalı olan iddia, yani, gözyaşları ile strese dayalı toksik maddeleri vücuttan attığımız çok inandırıcı değil. Çünkü bu konuda daha başarılı olacak böbreklere sahibiz.

Duygusal gözyaşları daha çok ruhumuzdaki toksinleri atmamıza yarıyor gibi... Gizli faydaları ne olursa olsun, gözyaşı dökmek bir çok kültürde hoş görülen bir durum değil ne yazık ki... Örneğin Endonezya'daki Minangkabau etnik grubunda ağlamak "yasak" Tıpkı konuşmak, aya gitmek gibi bizi diğer tüm canlılardan ayıran özelliklerden biri de gözyaşlarımız. Ve onlar sayesinde boyunlarımızın üzerindeki o gizemli yapının ne kadar muhteşem olduğunu farkedebiliyoruz.

Milliyet

Kaynak: İNTERNETHABER

Diğer Sayfalar:[1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11  » 
Dünyanın gözü bu adamda
İnanılmaz ama o tarihin çok eski çağlarından beri Anadolu'da uygulanan ilginç bir medotla dünyanın gözdesi oldu. Elindeki çubukla su arayan Gültekin'in hüneri suyla sınırlı da değil! O, "çatal çubukla" maden ve petrol kaynaklarını da şıp diye buluyor.

Jeoloji Yüksek Mühendisi Ali Seydi Gü ...
13.07.2008
   
Yüzme havuzunda köpek balığı
Cronulla plajı gözetmen sözcüsü, yaklaşık bir metre boyundaki camgöz türü köpekbalığının, gece saatlerinde büyük bir dalganın sürüklemesiyle havuza düştüğünü belirtti.

Görevlilerin, köpekbalığını bir ağ yardımıyla havuzdan çıkarıp yeniden denize bıraktığı kaydedildi. ...
11.07.2008
   
Mars'ın yolu uzun
Mars’la ilgili gelecekteki projeleri ele almak için Paris’te toplanan uzmanlar ve uzay kurumları temsilcileri, 2018’in Mars’tan alınan örneklerin geri dönüş zamanı olacağını belirtti.

Uzmanlar, incelenmesi için Mars’taki kaya parçalarının dünyaya getirilmesini sağla ...
10.07.2008
   
Kanada'ya dev göktaşı
Cincinnati Üniversitesi'nden Doçent Ken Tankersley başkanlığındaki ekip, ABD'nin Ohio ve Indiana eyaletlerinde "West and Indiana" Jeoloji Vakfı ile ortaklaşa yürüttüğü araştırmalarda elde edilen elmas, altın ve gümüş örneklerinin, bu yöndeki teoriyi doğrular nitelikte olduğunu açıkladı.

...
09.07.2008
   
'Uzayda seks' gerçek olacak
ABD'li araştırmacılar, Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA'nın yakın gelecekte düzenleyeceği uzun uzay görevlerinde astronotların sıfır yerçekimli ortamda seks yapmasının mümkün olacağını söylüyor.

NASA'nın sadece bu yıl içerisinde 5 uzay uçuşu gerçekleştireceğini vurgulayan uzma ...
09.07.2008
   
Mars'ta son umut
NASA'nın 6 haftadır Mars'ta canlı organizma araştırmalarını sürdüren Phoenix uzay aracı, ikinci tur toprak numunesi analizine başladı.

Amerikan uzay ajansı NASA'dan yapılan açıklamada, Phoenix'in ıslak kimya analizi için robot koluyla ikinci kez toprak numunesi aldığı belirtilere ...
09.07.2008
   
Erkeğin sekse tercih ettiği şey!
İngiltere’de yapılan bir araştırmaya katılan erkeklerin yüzde 50’si bir plazma TV sahibi olabilmek için 6 ay cinsel ilişkiye girmekten vazgeçebileceklerini söyledi. Erkeklerin yatak odalarından ayıramadıkları diğer eşyalar ise laptop ve cep telefonları.

Solutions Research Group adlı ...
08.07.2008
   
Cinselliğin 4 aşaması
Cinselliği zevkli hale getiren en önemli 4 aşama...

Cinsel ilişki dört aşamadan oluşuyor:

İstek, uyarılma, orgazm ve çözülme dönemleri. Bunlara bağlı ortaya çıkan problemler farklı farklı olabiliyor. İstek bozuklukları, uyarılma bozuklukları, orgazm ve cinsel ağrı bozuklukları yaşanabiliyor. ...
08.07.2008
   
Takı merakımız rekor kırdı…
ZÜBEYİR KINDIRA
İNTERNETHABER



ANKARA- Türkiye altın üretiminde son yıllarda atağa geçip, Avrupa’da ilk sıralara doğru yükselse de dünya sıralamasında henüz ilk 10’a bile giremiyor. Ama altın takı üretimi ve kullanımında dünya ikincisi olduk.

Bu resmi bir bilgi. Enerji ve Ta ...
07.07.2008
   
Hafiflemek Lazım
Ray Rizzo’nun hazırladığı yoga, plates ve chi kung’un bir sentezini sunduğu ‘Hafiflik’, bir spor tekniğini sunmaktan öte bedeninizi tanıyarak, uygun teknikleri bulmanıza yardımcı olabilecek bir rehber özelliği taşıyor

Birçok yöntem denenmiştir, istenen kiloya ulaşmak için. ...
06.07.2008
   
Güneş sistemi yumurta gibi
Voyager 2 uzay aracının gönderdiği verileri analiz eden araştırmacılar, Güneş Sistemi'nin bir yumurta biçiminde olduğunu, çünkü Güneş'in yaydığı parçacık rüzgarlarının, bir yıldızlararası manyetik alandan kaynaklanan gazlarla çarpıştığını belirlediler.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi& ...
03.07.2008
   
Böylesi maymun bir ilk
İsrail'in Tel Aviv kentindeki hayvanat bahçesi, 2 ayak üzerinde yürüyen 5 yaşındaki makak maymununu görmek isteyenlerin akınına uğruyor.

Dünyada bunu yapan tek maymun olan Nataşa isimli dişi, insan-hayvan arasındaki genetik bağlantının kayıp halkası olarak gösteriliyor.

AMELİYATTAN SONRA ...
02.07.2008
   
Cebi ve kafayı rahatlatan buluş
Güneş enerjisiyle çalışan küçük bir pervanesi bulunan şapkalar, sıcak yaz günlerinde büyük ilgi görüyor. 

Geçen yıl piyasaya sunulan, pille çalışan pervaneli şapkalar bu yıl da mağazalarda ilgi görürken, bu yılın yeni ürünü Uzak Doğu'dan geldi.

GÜNEŞ ENERJİSİYLE ÇALIŞIYOR

ABD ...
30.06.2008
   
Kadınlar bu tiplere bayılıyor
İngiltere'de yapılan bir araştırma, kadınların, tıraşlı ya da uzun sakallılardan çok “kirli sakal” bırakan erkeklerden hoşlandığını ortaya koydu.

Northumbria Üniversitesi uzmanları, 76 kadına, 15 erkeğin sakalları farklı uzunluklardayken çekilmiş 5’er fotoğrafını gösterdi. K ...
30.06.2008
   
Beyniniz size yalan söylüyor
Yanlış düşünceler her yerde. New York Times gazetesinde yayınlanan bir habere göre Amerikalılar’ın yüzde 18’i güneşin dünyayın etrafında döndüğüne inanıyorlar. Beynin hafıza ve inançlarla olan ilişkisi insanları doğru olmayan şeylere inanmaya bile itebiliyor.

Beyin bir bilgiyi, bilgi ...
29.06.2008
   
Türkiye'nin en utangaç erkekleri
Türk erkeklerinin cinsel sorunlarını paylaşmaktan utandıkları ortaya çıktı. Yapılan bir araştırmaya göre en utangaç erkekleri ise Karadeniz'de bulunuyor.

Türk erkeğinin cinsel hastalıklar yönünden doktora gitmediğini ve utangaç tavır sergilediğinin altını çizen Opr.Dr. Ferhat Günaydın, "Erkek ...
29.06.2008
   
Cinsel mutluluğun 9 sırrı
20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.

Yaş i ...
29.06.2008
   
Uzayda nikaha ne dersiniz?
Japon düğün organizasyon firması 'First Advantage', 2011 yılından itibaren dileyen çiftleri 2 milyon dolar karşılığında uzayda evlendirecek.

Firmanın ABD'li bir uzay havacılık şirketi tarafından hazırlanan 'Rocketplane XP' adlı uçağında düzenleyeceği nikah törenine gelin ve d ...
28.06.2008
   
Mars'ta şalgam bile yetişir
Kızıl Gezegen’i keşfetmek gönderilen Phoenix uzay aracı, Mars’taki toprağın yaşam için elverişli olduğunu belirledi. Mars toprağında kuşkonmaz, fasülye bile yetişebilirmiş.

ASA’nın Mars’tan alınan toprak örneği üzerinde yaptığı ilk incelemelere göre Mars toprağı, gezegend ...
28.06.2008
   
300 erkekli kadına rahat yok
Milli Eğitim Bakanlığı, kocasını 300 erkekle aldattığını itiraf ederek bunu kitap haline getiren Y.Y. isimli İngilizce öğretmeni hakkında "kamuoyunun endişelerine katılarak" yeniden soruşturma başlattı.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yapılan idari soruşturma sonucunda açığa alınan Y.'n ...
28.06.2008
   
Diğer Sayfalar:[1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11  »