RSS Ekle

İstanbul'a mektup var

02.03.2008

Mary Shelley'e göre "bir kentti cehennem, Londra'ya çok benzeyen". Hugo'nun şehrinde "insanlar arttıkça gölgeler derinleşir"di. Baudelaire kalabalığın uyuşturucu olduğunu söyler ama bununla yaşamaya lanetli bir şair olmaktan da vazgeçmezdi. Gönlünü Oran şehrine kaptırmış Camus için Avrupa'nın şehirleri "geçmişin uğultularıyla fazla dolu"ydu, "yüzyılların, devrimlerin, görkemin baş dönmesini duyar"dı insan ve "Batı'nın çığlıklar içinde kurulduğunu anımsar"dı. Joyce şenlikli bir yaşam isteniyorsa Paris'i, günahkârlık tercih ediliyorsa Berlin'i önerirdi. Thomas Mann için Venedik "dünyanın bittiği yer"di. Tanpınar içinse İstanbul "iklimini değiştirmiş zamansız hayat"tı.

Hande Öğüt'ün hazırladığı Kadın Öykülerinde İstanbul 'da yirmi dokuz kadın yazarın öyküsü yer alıyor. Kiminin İstanbul'u fantastik bir masal, kimininki sonsuz şiir, kimininkiyse acı gerçek. Kimi nefretli bir aşkla seviyor bu kenti, kimi merhametli bir sevgiyle. Ama hepsinin şehrinin garip bir kokusu, keskin bir tadı ve rengi var. Kadın kaleminin ve dilinin bedene daha yakın durmasından belki, sayfalardan koklamak, tatmak daha kolay İstanbul'u.


Öykülerin çoğunda İstanbul'un rengi erguvan, hem geçmişi hatırlayan, hem her baharda açan. Zaten metinlerin hepsinde ikili karşıtlıklar yan yana, iç içe, sarmaş dolaş. Umutları Batı'nın Doğu'ya, geleceğin geçmişe, ölümün aşka, erkeğin kadına hükmetmediği şehre dair. Dünyanın ve İstanbul'un acımasız kurallarını haykırsalar da, şehirle hem koyun koyuna hem dişe diş yaşamayı sükûnetle öğrenmiş, öğrenmek zorunda kalmış kadınları dillendiriyorlar. Bu kadın kahramanlarca İstanbul uzaktan izlenilen bir manzara değil, senli benli dertleşilen, birlikte değişilen sokaklar, evler, pastaneler, parklar. Şehre cesaretle saçılan kadınlar arasında en çok korkanlar, sokakların kocalarını ve çocuklarını yutacağını düşünen analar. İstanbul'da herkesin kaçacak bir yeri, kaybolacak bir deliği var; zenginler adalara kaçıyor, fakirler trenlerde kayboluyor. İstanbul'un kadınlarını yazmak için her karış topraktan mutlaka bir çiçek ya da ağaç çıkıveriyor, her odada bir ayna peydah oluveriyor.

Marilyn Monroe şehrimizde
Stella Aciman'ın öyküsü yaşanmışlıklarla dolu, melankolik bir mektup gibi İstanbul adlı sevgiliye. Nilüfer Açıkalın'ın kadını İstanbul'un arka sokaklarına kucağını açmış, Büyülü Cadde'sinde soluklanmış, kendi bedenindeki kanseri nasıl seviyorsa İstanbul'un kanserlerini de öyle sevebilmiş bir yürek. Cihan Aktaş savaşın ve sınırların gerçek olmadığı yalanına kanmadan yazar, tüm yersiz yurtsuzluğun, geliş gidişlerin, arada kalmanın tedirginliği ve gerçekliği içinde. Berat Alanyalı'nın çarşısı İstanbul'un rüyalara sürükleyen sürrealist yanı. Sabâ Altınsay'ın baba, oğul ve kedi üçgeniyse İstanbul'un sıcacık bir ânı. Erediz Atasü bir annedeki vakur ve kırık İstanbul'u, kızındaysa hızlı, acımasız İstanbul'u anlatır. Esmahan Aykol, Bebek'teki bir evde yine sırlar peşinde. Boğazdan gelen adamların esrarı, kadın fantezilerinin neye benzediğinin kanıtı. Sezer Ateş Ayvaz'ın Nadide'sinin gönlü paramparça, istenilen zamanı ve mekânı yaşatabilme sihrine sahip çay bahçelerinden birinde oturur hep. Nalan Barbarosoğlu'nun Leyla'sınınsa yüzünün, kalbinin bir yarısı yok. Çünkü İstanbul'da yüzünün bir yarısı ve Mecnun'unda kalbinin ki. İstanbul anlatır, Leyla dinginleşir.

Elbette erguvandır Oya Baydar'ın İstanbul'u ve elbette İstanbul'un hançeri ancak umutlu ve masum bir devrimcinin yüreğine böyle derin saplanabilir. Gaye Boralıoğlu'nun Mi Haticesi Sirkeci Garı'ndan her akşam yorgun argın trenine biner kocasıyla. Kadının korkutucu gücüdür -mi sesinin içindeki ve o ses çıkacaktır o akşam. Sevinç Çokum, Tarlabaşı'nın sürgünlerini anlatır, gurbetçilerini, hiç görmediklerimizi, istemediklerimizi. Nazlı Eray'ın gerçeküstü evreninde kadınlar, kadın kadınalıklar, erkekler, erkeksilikler ve gerçekle yüzleşmeler gerçekten daha gerçektir. Leyla Erbil kişisel tarihini, Trianon pastanesindeki kutsal anılarını, 6-7 Eylül Olayları'nın sonuçlarıyla kesiştirir. Kutsal anıların nasıl yağmalandığını yazar. Müge İplikçi başörtülü bir kızın tıp fakültesine girerse, başına ne geleceğini sorar okuruna. Ta giriş sınavında gösterir, sonrasını. Gül İrepoğlu kurumuş bir çınarla, hâlâ canlı bir hanımelinin sarmaşıp dolaşmasında kendi geçmişini ve şimdiki İstanbul'u görür. Şebnem İşigüzel, Marilyn Monroe'yu ölmeden önce İstanbul'a getirir. Mutsuz, deli sanılan bir efsaneyi, alçakgönüllülükle kısacık da olsa mutlu ediverir.

Berrin Karakaş'ın şiirli, gelgitli şehri tüm kavuşamadıklarını depremle ve denizde kavuşturur. Karin Karakaşlı ölümünü en son yaşamak isteyeceği adamın ölümü anlatır; aidiyetsizliklerin şehri Belabul'un o adama neler yaşattığını. Kabullenmeyişi hiç solmamıştır, ağlayıp rahatlığa kavuşmamıştır. Gönül Kıvılcım'ın İstanbul'uysa yaşlı, yalnız ve ölüme yer açmayı unutan bir kadındır. Handan Öztürk gencecik bir kızın ailesiyle İstanbul'a gelişini anlatır. Trende annesinin öykülerinden kendi öykülerine geçip şehrin ona, onun şehre bıraktığı hediyeleri serer birer birer. Yıldız Ramazanoğlu'nun kadın kahramanı gençlik aşılar tüm müşterilerine bitkilerle, doğayı satar paketlerle ve hiç durmayan çenesiyle. Suzan Samancı'nın kahramanı kendini "bütün sesleri içine çeken, akışkan nehir, hercai menekşe, etnik espri İstanbul"a kaptıracak mıdır, kanacak mıdır ona? Yoksa hapishaneden yeni fırlatılmış ve umutsuzca dolaşmış olduğu şehre sırtını dönüp koşacak mıdır memleketine? Jale Sancak'ın kadınları "Nusaybin, Cizre, Şırnak kadınlar, uzak, terk edilmiş şehirler gibi"dir. Tarlabaşı'nda o kadınlar yaşam mahkûmiyet günlerini sayarlar.

Mine Söğüt öldüren İstanbul'u anlatır. Bütün kadınları üstüne giyer yazarken, İstanbul'un ölüm tuzaklarına düşen kadınların hepsi olur. Der ki "Bu şehir yüzyıllardır erkektir ve kadınları sevmeyi bilmez." Feryal Tilmaç'ın kadını bir alışveriş merkezinde, aklında Can'ı, dilinde pop ezgiler, gözü vitrinlerde, elinde bir kahve enerjisini unutmaya harcamaktadır. Aslı Tohumcu'nun Ayser'i, Selma'sı, Zehra'sı ve Nurgül'ü engellenmiş, istedikleri hayatları yaşamayan kadınlar. Ama hepsi farklı bir dala tutunmuş. Ve iyice baksalar birbirlerinin tutunacak dalı olacaklar. Semra Topal'ın kahramanları; İstanbul'un şizofren arka sokakları ve şizofren vitrinleri aynı odada, İstanbul'u anlatırlar monologlarında. Menekşe Toprak, İstanbul'un tecavüzünü anlatır, tiksinilerek kaçılan ama sonrasına hep arzulanan.

İstanbul ne kadar derin bir yara olursa olsun, o kadar da büyük bir derman. Bunu biliyor kadınlar. İstanbul'la savaşmayı, İstanbul için savaşmayı en son onlar bırakacaklar. Şehirlerine, kalemlerine ve yaşamlarına koyulan engelleri teker teker kaldıracaklar.
(Senem Kale)

Kadın Öykülerinde İstanbul
Hande Öğüt
Sel Yayıncılık
295 sayfa
Şubat 2008


Kaynak: İNTERNETHABER


Diğer Sayfalar:[1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11  » 
Ünlü Piyanist'ten çocuk kitabı
“Uzaylı Köpek Baaşa’nın Hikayaleri”, Sunay Akın’ın kurucusu olduğu İstanbul Oyuncak Müzesi’nde düzenlenen bir etkinlikle tanıtıldı. Anjelika Akbar’ın kitabını ithaf ettiği oğulları 17 yaşındaki Yürek ve 3 aylık Timur ile eşinin de hazır bulunduğu tanıtıma Çocuk Es ...
13.07.2008
   
İnternethaber'de Sinemakeyfi
http://www.internethaber.com/photo_news.php?id=337 ...
11.07.2008
   
Bir masala davetliyiz
Narnia Günlükleri: Prens Kaspiyan
(The Chronicles of Narnia: Prince Caspian)

Yönetmen: Andrew Adamson
Oyuncular: William Moseley, Georgie Henley, Skandar Keynes
Tür:  Macera / Aile / Fantastik
Yapım Yılı: 2008 

Andrew Adamson’ın yönettiği ve William Moseley, Georgie Henley, ...
11.07.2008
   
MFÖ konserine 25 bin kişi
Kültürpark Kemal Sunal Amfi Tiyatro’da yapılan Mazhar Fuat Özkan konserini 25 bin kişi izledi. Konser sırasında M.F.Ö bugüne kadar çıkardıkları albümlerden oluşan parçaları seslendirirken, amfi tiyatroyu dolduran seyircileri yaptıkları şovlarla coşturdular.

Mahzar, Fuat, Özkan’ın 9.U ...
10.07.2008
   
Kadıköy'de ücretsiz tiyatro
Kadıköy Belediyesi’nin düzenlediği 7.Kadıköy Çocuk Tiyatroları Festivali bu yaz da çocuklara ücretsiz tiyatro izleme imkanı sunacak. 1 hafta sürecek festival, Selamiçeşme Özgürlük Parkının Anfi Tiyatrosunda hem çocukların hem de ailelerin sıcak yaz akşamlarında eğlenceli vakit geçirmelerini sa ...
10.07.2008
   
Duma Adası
Tabloda kopan fırtına
Tanımadığı yeni coğrafya yazarının başını biraz derde sokmasına rağmen, “Duma Adası”, okuruna alıştığı ayrıntıları keyfini çıkaracak dozuyla temin eden korku işinin ehli bir kitap. İsmini John Lennon’ın “Instant Karma” şarkısından alan ve Stanley ...
10.07.2008
   
Daha 15 günlük polisti
ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu önündeki silahlı saldırıda şehit olan polis memuru Mehmet Önder Saçmalıoğlu'nun (21), 15 gün önce Sarıyer Emniyet Müdürlüğünde trafik polisi olarak göreve başladığı ortaya çıktı.

Saçmalıoğlu'nun, ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu önünde gerçekleştir ...
09.07.2008
   
Başkan ile seks kitabı
ABD’nin en çok satan yazarlarından Curtis Sittenfeld’in son kitabı daha satışa çıkmadan büyük tartışmalara yol açtı.

ABD'yi karıştıran kitap. Bush'un eşi Laura'ya benzetilen kadın erkek kardeşiyle seks yapıyor.isimli kitabıyla en çok satanlar listesine giren yazarın, Alic ...
09.07.2008
   
Nazım Hikmet vatan haini kaldı
Ünlü şair Nazım Hikmet için 25 Temmuz 1951 tarihli Bakanlar Kurulu kararının "geçirsiz kaldığı ve uygulanmayacağı hususunun tespiti" için açılan davayı Danıştay 10. Dairesi karara bağladı. Karar, Nazım Hikmet'in tekrardan nüfus kütüğüne işlenmesinin önünü böylece kapamış yani Nazım Hikmet'i ...
09.07.2008
   
Topkapı Sarayı bir dile gelse
Topkapı Sarayı , devasa bir imparatorluğun, üç kıtayı üç buçuk asır yönettiği bir merkez.. Osmanlı’nın en parlak, en sönük, en muhteşem, en acı; en neşeli, en hazin günlerinin şahidi..

Burada her köşenin bir hikayesi vardır, her hatıraların bir izi,.

Sarayda, Osmanlı padişahına selam v ...
09.07.2008
   
Üç Türk filmine Bükreş'de ödül
Festivalin "Karadeniz Sineması" yarışmasında en iyi film ödülü Reis Çelik'in "Mülteci" isimli filmine gitti.

Yalnızlık, sıla özlemi ve mülteci kamplarında yeni bir yaşam arayışına dikkat çeken "Mülteci"nin senaryosu da Reis Çelik'e ait.

Filmde tesadüfler sonucu örgüt üyesi olmakla it ...
08.07.2008
   
Bolu bu festivali bekliyor
Bu yıl ikincisi düzenlenecek Bolu Beyaz Et Festivali, Tarkan ve İsmail YK'yı ağırlayacak. Oldukça renkli geçecek festivalde ayrıca gökyüzü Çin Fener gösterisiyle renklenecek.

Bolu Belediyesi ve Beyaz Et Üreticileri'nin ortaklaşa düzenleyeceği festival, 25-27 Temmuz tarihleri arasında ...
08.07.2008
   
"Çılgın Türkler" Out
Bir dönem 'Çılgın Türkler' ulusalcıların başucu kitabı oldu, yok sattı. Şimdi de 'Ergenekon' çılgınlığı var...

OPERASYON SATIŞLARI PATLATTI
ERGENEKON operasyonu, konuyla ilgili kitapların satışını patlattı. Operasyonun, emekli paşaların da tutuklandığı son halkasından önceki haf ...
08.07.2008
   
Yeni çıkanlar
Leonardo’nun günleri ve izleri
LEONARDO DA VINCI
Aklın Uçuşları
Charles Nicholl, çeviren: Sabri Gürses, 2008, 792 sayfa.

Rönesans döneminin en önemli sanatçısı olmasına ve eserleri tüm dünyaca yakından tanınmasına rağmen, Leonardo da Vinci’nin yaşamı ile ilgili bildiklerimiz oldukç ...
08.07.2008
   
Radyolarda listebaşı parçalar
Bu üç isim tüm radyoların en çok dinlenenleri arasında.

Music Control’ün ölçümlerine göre son sekiz haftada Türkiye'deki radyolarda en çok çalınan 20 şarkı arasında, İsmail YK'nın 'Bas Gaza', Ferhat Göçer'in 'Bizim Şarkımız' ile Demet Akalın'ın 'Mucize&# ...
08.07.2008
   
3. etkinliğe 3 gün eğlence
Beyoğlu'nda bulunan 10 meydanda yapılacak olan etkinliklerde üçüncü meydan olan olan Çıksalın Meydanında yapılan ve 3 gün süren etkinliklerde binlerce vatandaş gönüllerince eğlendiler.

Tiyatro, konser ve sinema gösterimlerinin yapıldığı etkinliklere katılan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Mis ...
07.07.2008
   
Cemal Nursal Tekin'i uğurladık
Geçirdiği akciğer rahatsızlığı sonucu kaldırıldığı hastanede dün hayatını kaybeden gazeteci Cemal Nursal Tekin, Ankara'da toprağa verildi.

Magazin ve Aktüel Haberler Ajansı'nın (MAK Ajans) kurucusu Tekin için Kocatepe Camisi'nde öğle namazının ardından cenaze namazı kılındı.

Cena ...
07.07.2008
   
Fatih'te kebaplı festival
Yöresel lezzetleriyle tanınan ve bir süre önce çevre düzenlemesi yapılan Kadınlar Pazarı’nda Büryan Kebabı ve Perde Pilavı Festivali düzenlendi.

Fatih Belediyesi, çeşitli gıda ürünleri ve farklı lezzetleriyle bilinen ve bir süre önce çevre düzenlemesi yapılan Kadınlar Pazarı’nda esna ...
07.07.2008
   
Karadeniz'i merkez yapalım
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ''Hedefimiz doğrultusunda bu yıl turizmde 26-27 milyon gibi bir rakamı göreceğimize inanıyorum'' dedi. Günay, Karadeniz'inde  büyük bir cazibe merkezi haline geleceğini söyledi.

Bakan Günay, yaptığı açıklamada, Zonguldak'ın Ereğ ...
07.07.2008
   
ABBA birleşecek mi?
İsveçli Abba topluluğunun bestecilerinden Bjorn Ulvaeus, ''Mamma Mia'' müzikalinin başarısına karşın topluluğun asla yeniden biraraya gelmeyeceğini söyledi.

Bjorn Ulvaeus, İngiliz Daily Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada, ''Bir daha asla sahnede görünmeyeceğiz'&# ...
06.07.2008
   
Diğer Sayfalar:[1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11  »