RSS Ekle

Devlet ve Kürtler

12.10.2008

Bilkent Üniversitesi İktisadi ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Heper, Türkiye’nin en saygın siyaset bilimcilerinden. Harvard, Princeton, Brandeis, Kudüs İbrani Üniversitesi’nde araştırmacı olarak çalıştı. Birçok ödül aldı, burs kazandı. İnce eleyip sık dokuyan, araştırmadığı, iyi bilmediğini düşündüğü hiçbir konuda yorum yapmayan biri.

O nedenle Kürt sorununda Türk devletinin tutumunu, politikalarını incelediği kitabını 13 yılda tamamladı. Kitap birkaç ay önce İngilizce yayınlandı, eylül ortasında da "Devlet ve Kürtler" adıyla Doğan Kitap’tan çıktı. Heper kitabında asimilasyon tezine karşı çıkıyor ve başka bir model ortaya atıyor.

Kürt meselesiyle ilgili araştırmalar ve makalelerin çoğu şu klasik döngü üstüne kurulu: Devlet Kürtleri asimile etmeye çalıştı, Kürtler isyan etti, devlet onları bastırmaya ve asimile etmeye devam ediyor. Katılıyor musunuz?

-Hayır. Bu kitapta bunun bir asimilasyon sorunu olduğunu söyleyenlere karşı çıkıyorum. Bunu anlamak için biraz geriye gidelim. Osmanlı’da bir asimilasyon geleneği yok. Etnik ve dini topluluklar var, hepsi kendi başına yaşıyor, istedikleri gibi eğitimlerini sürdürüyor, ibadetlerini yapıyorlar. Bu Osmanlı’nın iyi bilinen millet sistemidir. Cumhuriyet kurulduğunda da asimilasyona gitmek için bir neden yoktu, çünkü devleti kuranlar 1920’lerin sonlarında Türkiye’de artık bir millet olgusunun oluştuğunu düşündüler. Cumhuriyetin kurucuları Kürtleri Türklerden tamamen değişik bir unsur olarak görmüyorlardı.

Atatürk’ün kafasındaki laik ve sadece Türklerden oluşan bir devlet miydi?

-Hayır. Osmanlı döneminde sen kimsin diye sorduğunuzda "Elhamdülillah Müslümanım" ya da "Rumum" cevabını alırdınız. Cumhuriyetle durum değişti. Çok önemli bir sözü var: "Şimdi Türk milletinden bahsediyoruz. Kim bu Türk milleti? Niye artık bu coğrafyadaki kişilere millet diyoruz? Uzun yüzyıllar boyunca çok değişik unsurlar bir arada yaşadı ve bir kültürel etkileşim içinde oldular. Ve giderek kültürleri, değerleri, tutumları birbirine benzer hale geldi. Şimdi biz bu topluluğa millet diyoruz, çünkü aralarında paylaştıkları şeyler paylaşmadıkları şeylerden çok daha fazla." Ona göre bu mozaik içinde artık bir homojenlik var. E siz beni kendinizden farklı görmezseniz, beni kendinize benzetmeye çalışır mısınız? Çalışmazsınız. O yüzden asimilasyon yok.

Yani Kürtlerin karşısında kendilerini Türk ulusu içerisinde eritmeye kararlı bir sistem yoktu?

-Olur mu? Buradaki Türk kelimesinin anlamını açıklamak çok önemli. Atatürk Türk sözcüğünü bir isim olarak kullanıyor Ne Mutlu Türküm diyene, derken. Bir sıfat olarak değil. Mesela benim adım Metin. Siz bana Metin derken bana ne kadar metin (dayanıklı) bir adamsın demiş olmuyorsunuz. Sadece adımı söylüyorsunuz. Türk kelimesi de böyle, jenerik, nominal bir isim. Türk milleti denildiği zaman içine Kürtler, Boşnaklar, Çerkezler, Ermeniler, Rumlar da giriyor. Ayrıca onların Türk milletinin parçası olmak dışındaki ikincil kimliklerini tanıyorlar.

KÜRT İSMİNİ YASAKLADILAR Kİ BİRİNCİL KİMLİK UNUTULMASIN

Ama Kürtler tarafında 1920’lerden beri bir rahatsızlık var...

-Evet 1938’e kadar 17 isyan var. Fakat 1938-60 arasında hemen hemen hiçbir şey yok. Niye yok? Bunun cevabı "Çünkü hepsi asimile edildi, bitti" olamaz, çünkü 1960’tan sonra tekrar başlıyor isyanlar. Siz bir grubu asimile etmek istiyorsanız, ara vermezsiniz, sonuna kadar gidersiniz. O dönemle ilgili yabancıların hatıratlarına baktığımızda "Sanki birtakım isyanlar bu ülkede olmamış gibi davranılıyor. Kürtler Türklerle evleniyor, dostça yaşıyor" diyorlar. 1925’teki isyanın mimarı Şeyh Sait’in torunları Meclis’e girebiliyor. Yani devlet bir şey yapıyor ama onun adı asimilasyon değil.

Nedir adı?

-Değişik bir izahat getiriyorum. Bakın Türk devletinin resmi politikası inkár değil, bilinçli göz ardı. Mesela bir nokta geliyor devlet Kürtlerin Kürt ismi almasını engelliyor. Bunu bazıları inkár etmek olarak algılıyor. Hayır, varlığını kabul ediyor ama söz etmiyor. Çünkü Kürtlerin Türklerle birlikte Türk milleti denen olgunun asli bir unsuru olduğunu düşünüyor. Ama öte taraftan Kürtlerin Kürt kimliklerini ikincil bir kimlik olarak muhafaza etmelerini, Türk devleti vatandaşı olmayı birincil olarak kabul etmelerini istiyor. Bir takım isyanlar da çıkınca bu birincil kimliklerini terk edip "Biz sadece Kürdüz kardeşim, sizinle bir işimiz yok, siz de Türk olarak kalın, biz gidiyoruz" gibi bir yola sapmalarından korkuyorlar. O yüzden de Kürt ismi koymalarını yasaklıyorlar, çünkü ikincil kimliklerini onlara hatırlatacak o isimler.

BİZE ADAM GİBİ DAVRANIN İŞ VE AŞ VERİN

Kürtler isyan ettiğinde devlet bunun etnik bir nedene dayandığını düşünmüyor diyorsunuz kitapta. Ne düşünüyor?

-İstiklal Savaşı’nda sizinle omuz omuza savaşan, I. Dünya Savaşı’ndan sonra devletin en çaresiz anında isyan etmeyen bir grup Kürtler. Onları Türk milletinden ayrı tutmuyor. O yüzden o isyanlar çıktığında bunun altında Kürt milliyetçiliği aramıyor. Meseleye böyle baktığınızda 1938-60 arasındaki barış dönemini de açıklayabiliyoruz.

Baştan beri devlet Kürtlerin ne istediğini anlamamış olabilir mi? Egemenlik istiyor olabileceklerini niye hesaba katmıyor?

-Devletin Kürt isyanlarıyla ilgili birkaç kanısı vardı. Birincisi bu isyanları dinî bir isyan olarak gördüler. Çünkü Osmanlı’dan beri Kürt isyanlarının en önemli nedeni bizim yavaş yavaş batılılaşmamız. Kürtler ise aşiret halinde yaşıyor. Aşiretin başındaki şeyh de gücünü büyük ölçüde dinden alıyordu. Din olgusu zayıfladığında o şeyhin otoritesi de azalıyordu. Kürtlerin canını sıkan ikinci sebep ise merkezileşme politikası. Ankara’nın yakından yönetimi altına girmek istemediler. Üçüncü sebep ise İngilizlerin ve Rusların kışkırtması. Onların da Doğu Anadolu’da gözü olduğu için bizim bu kadar kontrol altına almamızı istemediler. Üç büyük isyanda, (Şeyh Sait, Ağrı ve Dersim) sadece Ağrı’da bir grup, Kürt devletinden bahsediyor. Bunu söyleyenlerin de daha sonra İran’dan gelen Kürtler olduğu anlaşılıyor. Demek istediğim onlar Kürt devleti istemedi hiç. İstedikleri şuydu: Bize adam gibi davranın, bize iş ve aş verin.

Bu noktada Güneydoğu’nun geri kalmışlığı devletin eseri değil mi?

-Değil. 1838’den itibaren Osmanlı, ekonomisini Batı ülkelerine açtı. Yabancılar batı kıyılarına geliyorlar, birtakım hammaddeleri alıp götürmek için. Yol yok, su yok, elektrik yok. Nasıl götürecekler? Bu altyapıyı orada oluşturuyorlar. Yani orayı kalkındırıyorlar, ekonominin altyapısını hazırlıyorlar. Ondan sonra herkes, yatırım yapacaksa doğuya değil batıya yapıyor. Doğuya nasıl yapsın? Tren yolu yok, hiçbir şey yok. Peki devlet ne yapıyor? 1930’lardan bu yana devletin kat be kat daha fazla yatırımı doğuya yaptığını görüyoruz. Ama devletin yaptığı hiçbir zaman yetmez, verimli değildir. Eğer özel sektör yatırım yapmazsa hiçbir zaman kalkınamazsınız. Devlet katiyen bilinçli olarak Doğu’yu geri kalmış bırakmak istemedi.

KART KURT’TA İNKÁRLA GÖZ ARDI KARIŞMIŞ

Devletin resmi Kürt politikasında hep bir tutarlık var mıydı?

-Araştırmalarıma göre, resmi politika Kürt kimliğini inkár etmek değildi. Ama birtakım memurlar, bazı yerel yönetimler ve bir de asker Doğu’da halka zaman zaman çok kötü muamele etti. Mesela Fevzi Çakmak genelkurmay başkanıyken (1922-44) sınırlara yakın yerlere fabrika yapmayın, ben onları müdafaa edemem diyor. Bir de şunu ekliyor: "Biz bu Kürtlerin okumamışlarıyla baş edemiyoruz, bir de onları okutursanız nasıl başa çıkacağız?" Ama bu bir devlet politikası olmadığı için Çakmak’la İnönü arasında müthiş bir gerginlik oluyor. Gerçi son yıllarda ordunun da Doğu’ya karşı tavrı çok değişti. Doğu’da sağlık taramaları yapıyor, subaylar öğrencileri üniversite imtihanlarına hazırlıyor, İngilizce öğretiyorlar, Nevruz törenlerine katılıyorlar.

Kenan Evren’in Kürtler için "Kart Kurt" demesini de devlet politikasının dışında mı görmek lazım?

-Orada benim söz ettiğim göz ardı etmekle inkár etmek biraz birbirine karışmış. Devletin göz ardı politikasını bazı devlet memurları ve askerler inkár olarak yorumladı. Ortaya böyle sonuçlar çıktı ama sonra Evren de "Biz bu işlerde yanlış yaptık" dedi.

AKP hükümetinin Kürt politikasını diğer iktidarlardan farklı görüyor musunuz?

-Tansu Çiller bu iş askerlerin işidir demişti. Şimdi bence Başbakan Erdoğan hem ekonomik hem güvenlik boyutunun birlikte aynı ağırlıkta yürütülmesi gerektiğini söylüyor. Demokrasiyi elden bırakmadan askere yetki verilebilir mi? Nasıl bir orta yol bulunur, tartışıyor. Bu bakımdan yararlı buluyorum. Şu anda böyle bir politikaya ihtiyaç var. Evet terörü sona erdirmeliyiz ama bir taraftan da AB’ye üye olmaya çalışıyoruz. Terörü bitirelim derken demokrasiden, hukuktan ödün veremeyiz.

Başbakan Kürt sorunu vardır dediğine göre artık sözünü ettiğiniz göz ardı politikası da son buldu...

-Devlet şu anda Kürtleri vatandaşı olarak görüyor. Diğerlerine olduğu gibi onlara da her türlü hizmetin götürülmesi gerektiğini düşünüyor ve onları PKK’dan ayırıyor.

Ama yine de onların dağa çıkmasını engelleyemiyor...

-Zaten asıl mesele bu. Şimdi bunu nasıl önleriz onu araştırıyor. Geçtiğimiz günlerde Genelkurmay toplandı ve bunları konuştu.

ALTERNATİF TEZİMLE BAZILARININ AYAĞINA BASTIM

Benim kitapta sunduğum "Devlet Kürtlere etnik milliyetçilikle yaklaşmadı" tezi süreci anlamak açısından önemli. Ne devletin ne Kürtlerin amacı etnik milliyetçilik. Eğer Kürtler etnik milliyetçiyse ve ayrılmak istiyorlarsa zaten yapabileceğiniz bir şey yok; ama benim tezim bunun iki taraf açısından da böyle olmadığını gösteriyor. Kitabım önce İngilizce yayınlandı ve birçok eleştiri aldı. Çünkü bu konuda yazan herkesin ayağına basmış oldum. Özellikle yabancı araştırmacılar asimilasyon tezini benimsediği için ben bu konuda yalnızım ama benim yalnızlığım 1970’lerden başlar. O yüzden mühim değil. Mesela Middle East Journal’da bir eleştiri çıktı. Heper’in tezi doğru değildir diyor ama yaptığım analizlerin hiçbirini çürütmeye çalışmıyor. Çünkü zor. 13 yıl çalışıp son derece ampirik (verilere dayalı) ve bilimsel bir çalışma yaptım. Bilimi nsanı geçinenlerin tezime "Birileri yeni bir şey söylüyor, bir iddia ortaya atıyor, neymiş" diye bakmasını ve argümanlarımı bilimsel olarak eleştirmesini isterim.

RESMİ TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ ETNİK MİLLİYETÇİLİK DEĞİLDİR
Dört çeşit milliyetçilik var: Irkçılık, etnik milliyetçilik, kültürel milliyetçilik ve vatandaşlık temeline dayalı milliyetçilik (civic nationalism). Eğer sizi etnik kökeniniz ve dininizden ötürü benden kabul etmiyorsam, etnik milliyetçilik yapmış olurum. Sizin etnik kökeniniz farklıdır ama ben sizinle aynı dini, adetleri, kültürü paylaştığımı düşünürüm, bu da kültürel milliyetçilik. Türk milliyetçiliği dördüncüsüdür, vatandaşlığa dayanır. 1924, 61 ve 82 anayasaları hep bu tür milliyetçilik üstüne kuruludur. Resmi politika bu. Ama kültürel milliyetçilik de zaman zaman ortaya çıkıyor. Mesela Meclis’te Kürtler var ama gayrimüslimler yok. Çünkü Kürtler Müslüman.

ALTINOVA BÜYÜMEZ BİZ İYİ İNSANLARIZ

Altınova’da verilen tepkinin ne kadar yaygın olduğuna bakmak lazım. Bana göre küçük bir resim. Silahlı çatışmalara rağmen biz hálá birlikte yaşıyor, birlikte iş yapıyoruz. Ama bu tür küçük yerlerde insanlar olayları farklı algılıyor ve kurallara uymayabiliyor. Bu ABD’nin bazı şehirlerinde de böyle. Ama biz çok isyan eden, sokaklara dökülen bir millet değiliz; hakikaten iyi insanlarız. O yüzden de Altınova’da yaşanan olayın büyümesine ihtimal vermiyorum. (Ezgi Başaran)

Kitapla ilgili detaylar.

Kaynak: İNTERNETHABER

Diğer Sayfalar:[1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11  » 
Radyoda buz kesen itiraf
İngiliz Independent gazetesinin haberine göre Teesside'daki TFM'nin sunucusu Graham Mack, dinleyicilere, bugüne kadar yedikleri en sıradışı şeyleri anlatmaları çağrısında bulundu.

Telefonlara sarılan dinleyiciler, salyangozdan deniz kestanesine, maymun beyni ve ata kadar denedikleri ' ...
22.11.2008
   
15 bin memur alınıyor
Geçtiğimiz gün Boyabat Adliye Sarayı'nın açılışına katılmak üzere Sinop'a gelen Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, bir vatandaşın kendisinden iş istemesi üzerine, 15 bin memurun alınacağını söyledi.

Olay şu şekilde gelişti: Bakan Şahin'in açılış yerine gelmesinden sonra adının Özay Çeli ...
22.11.2008
   
Ayyy bu çorbada kıl var
Yemek yarışması değil sanki adayların yemek kötüleme yöntemleri yarışı. Show TV'de yayınlanan "Yemekteyiz "adlı yarışmada adaylar birinci olabilmek için ne diyeceklerini şaşırıyor.

Konuk oldukları adayların yemeklerini beğenmeme adına kendilerini zorlayan adayları Sabah'ın tv eleştirmeni ...
22.11.2008
   
Dev dalgalar İstanbul'u dövdü
İstanbul Deniz Otobüsleri A.Ş. (İDO), deniz otobüsü iç hat seferleri ile şehir hatları feribot seferlerini durdurdu.

İstanbul'da akşam saatlerinden itibaren görülen lodos şiddetini arttırarak etkili oldu. Marmara Denizi'nde metrelerce yükseklikte dalgalar oluştu.

İDO, Bostancı-Kabata ...
22.11.2008
   
Erdoğan'a 7 ölümcül günah
Resmi ziyaret için Hindistan’a giden Başbakan Erdoğan ve eşi Emine Hanım, Mahatma Gandhi’nin yakıldığı alan olan Raj Ghat Meydanı’nı ziyaret etti.

Erdoğan çiftine burada Gandhi’nin Hristiyanlığın 7 ölümcül günahına karşılık yazdığı 7 ölümcül sosyal günahların bir kopyası ...
22.11.2008
   
CHP'dan Sultanbeyli'ye imam
Çarşaf açılımının ardından CHP’de bir başka gelişme. Sultanahmet Camii eski imamı Bedir, yerel seçimde AKP’nin kalelerinden Sultanbeyli İlçesi’nde CHP’nin belediye başkan adayı olacak. Bedir ‘çarşaf açılımı’na büyük destek verdi

CHP’nin daha öncede mille ...
22.11.2008
   
Semih seferberliği
Sağ dizindeki ödem hala dağıtılamayan Semih'in, salı günü oynanacak Porto karşılaşmasına yetiştirilmesi için sağlık ekibi seferber edildi..

Tecrübeli golcü, sarı-lacivertli takımın dünkü idmanına da katılmadı. Dizinde oluşan ödem hala dağıtılamayan Semih'in, salı günü Porto ile oynanacak ...
22.11.2008
   
Tello'nun derdi anlaşıldı
Tello, Delgado ve Cisse'yi örnek gösterip ücretine zam istedi. Yönetim "Devre arasını bekle" yanıtını verdi..

Siyah beyazlı futbolcunun yönetimden zam istediği ve net bir yanıt alamadığı öğrenildi. Geçen sezon Beşiktaş ile 3+1 yıllık sözleşme imzalayan Şilili futbolcu sezon başına 900 bin eu ...
22.11.2008
   
Öğretmen utandırdı
Ayakta beklettiği öğrencinin altını ıslatmasına göz yuman öğretmen görevden alındı..

İzmir'in Aliağa ilçesinde 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü'nde meydana gelen olayda, Namık Kemal İlköğretim Okulu 4'üncü sınıf öğrencisi olan 10 yaşındaki E.Y. bir kız arkadaşının üzerine su döktü. ...
22.11.2008
   
Hakan Balta'ya sürpriz teklif
Milli oyuncuyu Euro 2008'den beri takip eden ve Rus Ligi'nde Fatih Tekke, Gökdeniz ve Hasan Kabze'nin performanslarından etkilenen Moskova kulübünün Hakan Balta için 5 milyon euroyu gözden çıkardığı öğrenildi.

Lokomotif Moskova'nın ülkesinde mart ayında start alacak yeni sezon ön ...
22.11.2008
   
Tan Sağtürk ah çekti
Sabah gazetesinin haberine göre; bir programa konuk olan Tan Sağtürk, Bergüzar Korel'le birlikteyken çocuk düşündüğünü söyledi.

Evlenme hazırlığı içindeyken Korel'le yollarını ayıran Tan Sağtürk, "Çocuk ister miydin?" sorusuna kaçamak da olsa şu yanıtı verdi:

"İsterdim tabii, ama şim ...
22.11.2008
   
Karabayır'ın kimyası bozuldu
Sultangazi belediye başkanı adayı Ercan Karabayır, CHP'nin başörtüsü açılımının merkezindeki isimlerden biri. Karabayır'ın çarşaf giyen ablası ve yengesine parti rozetini bizzat Deniz Baykal taktı.

Zaman'dan Emre Soncan'ın haberine göre o günden bu yana telefonları hiç susmamış. ...
22.11.2008
   
İsrailli korumalar rektörü çıldırttı
İÜ Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak kendisini ziyarete gelen İsrail Büyükelçisi Gaby Levi ve İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Mordehai Amihai'nin korumalarının makam odasında bulunmasını istemedi.

İki İsrailli korumanın görüşme boyunca odada kalmak istemesi üzerine Parlak görüşmeyi iptal et ...
22.11.2008
   
PKK'nın yeni hedefleri
Terör örgütü PKK'nın, yerel seçimler sürecinde üst düzey kamu görevlilerine saldırı planladığı bilgisine ulaşıldı.

Örgütün özellikle devlet-halk kaynaşmasında önemli rol oynayan mülki idare amirlerini hedef seçtiği belirlendi.

Son olarak Tunceli'de bölücü örgütün iki vali yardımcısın ...
22.11.2008
   
Bir geceliği 25 bin YTL
Dubai'deki Atlantis Palm Jumeriah Otel'e 23 milyon dolar harcanarak düzenlenen ve "uzaydan bile görülebilen" muhteşem açılış partisine dünyaca ünlü isimler katıldı

Güney Afrikalı turizm yatırımcısı Sol Kerzner'in Dubai'de yaptırdığı Atlantis Palm Jumeriah Oteli için 23 milyon dol ...
22.11.2008
   
İşte Türkiye'nin kriz reçetesi
Kriz reçetesinde İşsizlik Fonu'ndan etkin bir şekilde yararlanmanın yanısıra KOBİ'lere kredi desteği ile firmalar için yurtdışı kaynaklardan faydalanma imkanı yer alıyor

Hükümet küresel ekonomik krizi kontrol altına almak ve etkisini azaltmak için atağa geçiyor. Krize karşı hazırlanan "r ...
22.11.2008
   
Dişileri daha dırdırcı
Bilim adamlarının makak maymunları üzerinde yaptıkları araştırma, sadece erkek ve kadınlar arasında iletişim farklılığı olmadığını, hayvanların dünyasında da buna benzer bir durum yaşandığını kanıtlar nitelikte. Dişi maymunlar, erkeklerden 13 kat daha fazla ses çıkarıyor. ...
22.11.2008
   
Sabit telefon yüzde 30 ucuzluyor
Koç.Net Genel Müdürü Akarca, “Uygulama, alternatif telefon pazarı büyüklüğünü 5 yılda 2 milyar dolara çıkartacak” dedi.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın “9 Mayıs 2009’dan itibaren sabit telefon numaraları için de numara taşınabilirliği uygulaması başlayacak” ...
22.11.2008
   
Ahırda fuhuş rezaleti
Malatya'da önceki gece saat 01.00 sıralarında Seyran Mahallesi 28. Sokak 2. arada bulunan bir hayvan barınağına birkaç kişinin fuhuş yapmak için iki bayanı getirdikleri bilgisine ulaşan Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekipleri harekete geçti.

Bilinen adrese ulaşan ekipler, M.A, H.A ...
22.11.2008
   
Cinselliğin ana merkezi
Kadın ve erkeğin cinsel davranışlarındaki farkın, beyinden değil burundan kaynaklandığı öne sürüldü.

Burunda bulunan küçük bir organın, dişi ve erkeği farklı cinsel davranışlara yönlendirdiği tespit edildi.

İngiliz Nature Dergisi'nde yayınlanan araştırmaya göre, Amerikalı bilim adamları, ...
22.11.2008
   
Diğer Sayfalar:[1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11  »